İNOVASYON VE GIRIŞIMCILIK NEDIR?

Günümüzün hızlı değişen, rekabetçi ortamında farklılaşmayı sağlamak ve büyümeyi sürdürebilmek adına zorunlu hale gelen inovasyonu; yeni veya iyileştirilmiş bir ürün, hizmet ya da farklı bir çalışma yöntemini müşteri ile buluşturmak veya şirkete verimlilik açısından fayda sağlamak için izlenen süreçlerin tümü olarak tanımlıyoruz. İnovasyon tipleri literatürde farklı tanımlamalarla yer alırken, Greg Satell’in “İnovasyonun 4 Tipi ve Çözdükleri Problemler”4 modelinde tanımladığı, Şekil 1’deki dört tip inovasyon gruplamasında yer alan çarpıcı (breaktrough) inovasyon, destekleyici (sustaining) inovasyon, temel araştırma (basic research) ve yıkıcı (disruptive) inovasyon, yapılan yeniliklere yönelik çalışmaları değerlendirme ve olası hizmet ettiği çözümleri kategorize edebilmemizi sağlıyor.

Günümüzde literatürde sıkça karşımıza çıkan yıkıcı inovasyon, çarpıcı ve destekleyici inovasyondan farklı olarak, mevcut kullanıcılara mevcut pazarda daha gelişmiş çözümler geliştirmeye odaklanmak yerine; mevcut çözümden daha gelişmiş olmasından bağımsızolarak müşterinin esas ihtiyacına odaklanıp basit, kullanımı kolay ve daha ekonomik bir şekilde ürünü müşteri tabanına ulaştıran yenilikleri tanımlıyor.5 Şirketlerde problemin tanımı ve eldeki yetkinlikler değişse de mevcut koşullar doğrultusunda en uygun inovasyon yaklaşımının seçilerek, hayata geçirilmesi gerekiyor.

 

Son dönemde yapılan araştırmalar, rekabetten ayrışmak için şirketlerin sürekli inovasyon ile yenilik arayışı içinde bulunmalarının vazgeçilmez bir başarı kriteri olduğunu öne çıkarıyor. 2017 yılında Accenture’ın 31 ülkede, 5.400 üst düzey yönetici ile gerçekleştirilen araştırmasına katılanların %86’sı, rekabet üstünlüğünü sürdürebilmek için şirketlerin artan bir ivme ile inovasyona ağırlık vermeleri gerektiğini belirtiyor.6 Makro düzeyde gerçekleştirilen endeks çalışmalarında temel başlıklardan biri haline gelen inovasyon, ülkelerin yenilikçilik ve rekabet seviyelerinin ölçüm kriteri olarak kullanılıyor. Dünya Ekonomik Forumu tarafından geliştirilen ve ülkelerin rekabetteki başarısını analiz eden Küresel Rekabet Endeksi’nde 12 temel başlıktan biri olan inovasyonda, Türkiye gösterdiği performans ile 140 ülke arasında 61. sırada yer alıyor7 . AB ülkeleri, diğer Avrupa ülkeleri ve bölge ülkelerindeki inovasyon performanslarının karşılaştırmalı analizini yapan 2018 Avrupa İnovasyon Endeksi’nde ise Türkiye orta düzeyde yenilikçi bir ülke olarak konumlandırılırken, 2010 yılındaki performansına kıyasla zaman içerisinde yıl bazında performansının %15,1 arttığı görülüyor. Endeks çalışması kapsamında Türkiye’deki şirket yatırımları, inovasyon dostu ortam ve girişimler tarafından gerçekleştirilen inovasyonlar görece güçlü yönler olarak ortaya çıkarken; istihdam etkileri, fikri varlıklar ve akademik araştırmalar geliştirilmesi gereken alanlar olarak gösteriliyor.8 Ülkeler ve firmalar boyutunda bu derece önem kazanan inovasyonun hayata geçirilmesi ise klasik yöntemlerle pek mümkün olmuyor. Sürekli değişen dinamikler içinde hızlı aksiyona geçmek ve rekabet içinde farklılaşabilmek adına inovasyonu hayata geçirirken girişimcilik prensipleriyle hareket etmek kaçınılmaz bir iş yapış yolu olarak öne çıkıyor. Günümüzde ekonomik büyümenin ana motorlarından biri olarak kabul edilen girişimcilik, ekonomik fayda sağlayacak iş fırsatlarının, belirsizlik ortamında gerekli zaman ve parasal yatırım ile risk alınarak ticarileştirilmesi olarak tanımlanıyor. Mevcut ortamda var olan bir işi yönetmeyi ve iyileştirmeyi hedefleyen işletmecilikten farklı olarak girişimcilik, Steve Blank tarafından “yeni bir fikri sıfırdan geliştirmeyi ve başarılı ticarileştirmeyi merkezine alması sebebi ile farklı iş modelleri ve yöntemler ile hareket eder” olarak tanımlanıyor.9 Bu tanımın yanında girişimcilikte yeni bir fikrin yanı sıra, mevcut olanı iyileştirmenin de hedeflenebileceğini atlamamak gerekiyor. Girişimcilikte ihtiyaç duyulan farklı iş yapış yöntemlerinden olan ve son dönemde daha çok duymaya başladığımız yalın girişimcilik; müşteri isteklerinden yola çıkarak geliştirilen, sahada test edilip iyileştirilen, hızlı ve az maliyetli bir yöntem olmasıyla öne çıkıyor. Müşteriyle geliştirme yöntemi, fikir aşamasından başlayıp ticarileşme sonrası iyileştirmeyi de kapsayan geniş bir dönemde sürekli olarak tekrarlanıyor. Bu sayede, müşteri ihtiyaçları ve talepleri doğrultusunda, düzenli olarak geliştirme yapılması sağlanıyor.

 

TÜSİAD

Shopping Cart